Cici ” Suçlamayı da affetmeyi de bilmeyenlere”

Yazan ve yöneten aynı kişiyse, bir de yönetmen kendi tarzını ve sinema dilini baktığını, gördüğünü, duyduğunu kendine has bir uslupla aktarmış ve hatta bu fragmanda bile anlaşılıyorsa ortaya çıkan işten bağımsız olarak, işte bu imza bana çok etkileyici geliyor.

Filmin başında çok sevdiğim Özay Gönlüm’ü görünce ve dinleyince kafadan o TV karşısındaki çocuktum film boyu. Sonra film bitiyor ya sana hadi büyü artık diyor çaktırmadan. Yüzleş ve büyü artık. Neredeyse izleyebildiğim tüm filmlerinde var bu illüzyon. Bence filmi çarpıcı yapan da bu durum.

Cici " Suçlamayı da affetmeyi de bilmeyenlere"
Cici ” Suçlamayı da affetmeyi de bilmeyenlere”

Az önce bitti #cici ve #cici net #berkunoya dır. İlmek ilmek örmüş. ‘Güzel Gülüşler’ müzesi gibi ‘Kafasının içi’ insanlar müzesi var hayalimde. Bu adamın da kafasının içini seviyorum. #berkunoya çoktandır orada.

Dünün hiç de dünde kalmadığını, çocukluk travmalarımızın, aşklarımızın ve acılarımızın aslında hayatımızın tam da göbeğinde olduğunu, bulduğu her fırsatta içimizi dağlayan bu acıların ve travmaların izin verdiği kadar büyüyebildiğimizi, hepimizin içinde yaşayan çocuğun anne baba kardeş döngüsünde yaşadığı sancıları, krampları altını çize çize çok da vurucu sahnelerle anlatmış.

Oyunculuklar için zaten şu oyuncu şundan iyi iş çıkarmış demek haddim bile değil ama hepsi de çok başarılılar.

Neydi o ünlü cümle “Biri ölür, üzülmezsiniz. Sonra sandalyeye asılı hırkasını görürsünüz. O hırkanın duruşu kalbinize oturur” #Cici işte tam da bunu yapmış. Bu filmden aklımda şu cümle kalacak “Ne suçlayabiliyorum ne de affedebiliyorum ben seni.”
O zaman suçlamayı da affetmeyi de bilmeyenlere.  #içimdengeldiğigibi 

Konular

E- Bülten

    Sosyal IDEA

    Bizi takip edip yalnız bırakmayan siz değerli okuyucularımıza teşekkür ederiz.