Yerel Medya Çalıştayı – Anadolu Medya Buluşması

YEREL MEDYA ÇALIŞTAYI

ANADOLU MEDYA BULUŞMASI

Etkinliğe Adana, Afyon, Aydın, Balıkesir, Bartın, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Kırıkkale, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Manavgat, Manisa, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Samsun, Siirt, Sinop, Şanlıurfa, Tekirdağ, Tokat, Uşak, Zonguldak’tan gazeteciler cemiyeti yöneticileri ile yerel medya çalışanları katılım gösterdi. 60’dan fazla ilden 400’ü aşkın gazetecinin katılımıyla gerçekleşen çalıştaya, yerel medya emekçileri, basın meslek örgütleri temsilcileri, gazete sahipleri, radyo ve televizyon çalışanları ile sendika temsilcileri katılım gösterdi. Gazetecilik ve Sendika

Radyo TV Yayıncılığı ve Sorunları

Anadolu Basını

İnternet Gazeteciliği ve Sosyal Medya

Basın Yasalarının Düzenlenmesi ile

Yerel Medyanın Desteklenmesi

konuları ana başlıklar halinde ele alındı. Anadolu Medya Buluşması Yerel Medya Çalıştayı sonuç bildirgesinde medyanın yaşamsal sorunlarına dikkat çekilirken, kapsamlı bir basın reformunun zorunluluğunun altı çizildi.

Marmaris Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Anadolu Medya Buluşması ve

Yerel Medya Çalıştayına son gün katılarak

Anadolu basını temsilcileriyle bir araya gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Fikir özgürlüğü bizim olmazsa olmazımızdır. Hiç kimse yazdıklarından ve söylediklerinden ötürü cezaevinde olmamalıdır. Özellikle yerel basın demokrasinin teminatıdır ve mutlaka güvenceye kavuşturulmalıdır” dedi.

Marmaris Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Anadolu Medya Buluşması ve Yerel Medya Çalıştayı Anadolu basınını buluştururken ilki yapılan bu önemli çalıştayda başta basın ve ifade özgürlüğü olmak üzere yerel medyanın temel sorunlarına vurgu yapılarak, çözüm önerileri masaya yatırıldı.

İki gün süren Yerel Medya Çalıştayı sonunda üzerinde fikir birliğine varılarak yayınlanan sonuç bildirgesinin ana başlıkları ise özetle ;  (Yerel Medya Çalıştayı Sonuç Bildirgesi tamamı www.ideadergi.com ‘dan okuyabilirsiniz )

 

Basın Özgür Olmalıdır. Gizli Ya Da Açık Sansür Basın Özgürlüğüne Ağır Darbedir. Gazetelerin hazırlanması, basılması ve dağıtımı sırasında yapılan her müdahale açık sansürdür. Hiç bir hukuk devletinde, yayımlanmamış yazı, haber, fotoğraf, gazete, dergi veya kitap suç olamaz, olmamalıdır. Gizli ya da açık sansür basın özgürlüğüne ağır darbedir.

Tutuksuz Yargılanma İnsani Haktır. Gazetecilerin tutuksuz yargılanmaları sağlanmalı artan yayın yasakları, kanal karartmaları, fahiş para cezaları, telif haklarından doğan ve mahkumiyetlere kadar varan tutuklamalar, çeşitli yasa maddeleriyle kıskaca alınan basın kuruluşlarının daha da zorluklara girmelerine neden olmakta ve halkın haber alma hürriyetini engellemektedir

Demokrasinin Teminatı Basındır. Demokrasinin teminatı da öncelikle bireysel özgürlüklerdir. Özellikle gazetecilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları doğru değildir. Gazetecilerin görev yeri basın kurumlarıdır.

Basın Meslek Odası Kurulmalıdır. Evrensel gazetecilik ilkelerine uygun bir meslek yasası ve yaptırım gücü de olan bir meslek odası yapılanması her açıdan zorunlu olmuştur

Medya Diline Özen Göstermelidir. Medyanın kullandığı dil, özellikle sağlıklı toplum düzeni açısından önem taşımaktadır. Şiddeti teşvik etmeyen, terörü ve her türlü savaşı asla özendirmeyen, insanları ayrıştırmayan, ötekileştirmeyen, dini, dili, ırkı ne olursa olsun evrensel insanı değerleri esas alan barış dili tercih edilmelidir.

Basın İlan Kurumu (Bik) Seçimlerinde Vekalet Kaldırılmalıdır. Ayrıca Anadolu Medyası Bik Genel Kurulu’nda Daha Fazla Sayıda Temsil Edilmelidir. Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün inisiyatifi ile iki yılda bir yapılan Basın İlan Kurumu Anadolu Gazete Sahipleri Temsilciliği Seçimleri, Anadolu Basını açısından çok büyük öneme sahiptir. Bu seçimler taraflı ve manidar yaklaşımlarla gölgelenmektedir. BYEGM’nin bu seçimlerde kullandığı vekalet yöntemli seçim sistemi tamamen kaldırılmalı, gazete sahiplerinin bizzat kendilerinin oy kullanması sağlanmalıdır.

Gazetelerin Birleştirilmesi Dayatmadır. Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından yürütülen Anadolu’daki yerel gazetelerin birleştirilmesi politikası, asla zorlama, baskı veya dayatmayla olmamalıdır. Basın İlan Kurumu’nun bu doğrultudaki çalışmaları gözden geçirilmeli, yerel gazetelerin birleştirilmelerinin, demokrasilerdeki ‘basında çok seslilik’ ilkesine ters düşecek sonuçlar doğurmasına izin verilmemelidir.

Resmi İlan Fiyatları Arttırılmalıdır. Bununla birlikte; resmi ilan-reklamlardaki sütun santim fiyatlarının, yaygın basına ek katsayılar getirilmesine rağmen, yerel basın için sabit bırakılması, gelir adaletsizliğine yol açmakta, Anadolu’daki gazete kuruluşlarının mali politikalarını sarsmaktadır.Vasıflı gazeteler için uygun görülen yeni kriterlerde, yayın yapılan il ya da ilçelerdeki nüfus oranlarının dikkate alınmaması, haksız bir tabloyu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca zorunlu kadro ve tiraj şartlarının, yayın yapılan il ya da ilçelerin nüfus yoğunlukları da gözetilerek yeniden belirlenmesi adaletli bir gelir paylaşımı için elzem haline gelmiştir.

Basın Yasaları Reformu Şarttır. RTÜK ve Basın Yasası başta olmak üzere çeşitli yasalardaki pek çok hükmü değiştirecek Basın Yasaları Reformunu yapmak şart hale gelmiştir. Gerçek basın özgürlüğünü ve özerkliğini sağlamak, gazetecilerin haber ve yorumlarından dolayı tutuklu yargılanmalarını önlemek, halkın anayasa ile güvenceye alınan “haber alma hakkını” sağlamak bu reformun ana ilkesi olmalıdır

Yerel Medya Desteklenmelidir. Yerel gazetelerin dağıtım sorunları giderilmeli, gazete bayilerinde yerel gazete stantları kurulmalı, belediyelerin yaptırım uygulamamaları için yasal düzenleme yapılmalıdır.

İnternet Gazetecileri Hukuken Tanınmalıdır. İnternet gazetesi çalışanları, meslektaşlarıyla aynı sorumluklara sahip olmalarına rağmen, başta SARI BASIN KARTI olmak üzere mesleki haklardan basın iş kanunu içine alınmadığı için faydalandırılmamaktadır. Bu nedenle acilen Basın İş Kanunu’nda düzenlemeye gidilmeli, internet gazeteciliği de kanuna dahil edilmelidir.

Rtük Siyasi Denetim Aracına Dönüşmüştür.  RTÜK, yabancı devlet adamlarına hakaret edildiği iddiasıyla televizyon kuruluşlarına yaptırım uygularken, başta Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarından muhalefet partilerine, liderlerine ve milletvekillerine yönelik saygısızlıkları, hakaretleri, iftiraları görmezden gelmektedir.İnternet üzerinden yapılan yayınların denetlenme yetkisinin RTÜK’e verilmesi çifte sansür sonucunu doğurmaktadır. Öz denetim ihtiyacı ortadır

Sendikal Örgütlülüğün Önü Açılmalıdır. Egemen siyaset 2003 yılından itibaren medya sahipliği yapısına müdahale ederek bugün sektörün yüzde 95’ini kontrol altına almış bulunmaktadır. Bu durum halkın haber alma hakkını gasp ettiği gibi sendikal örgütlenmeyi de baltalamaktadır. Aynı şekilde, Basın İlan Kurumu kıskacı ile ekonomik baskı altına alınan yerel medya çalışanlarının sendikal örgütlenme içine katılması engellenmektedir.

Telif Hakkı Sorunu Giderilmelidir. Yerel ve bölgesel radyo ve televizyonların ödedikleri telif bedeli RTÜK’ün aldığı aylık yüzde 1.5 bedelini geçmemeli veya RTÜK yıllık frekans bedelini geçmeyecek şekilde düzenlenmelidir. Basın İlan Kurumu tarafından yerel gazetelere sağlanan resmi ilan hakkı televizyon ve radyolara da tanınmalı, radyo ve televizyonlarda kamu spotu yayınları da ücretli hale getirilmelidir. Yerel radyo ve televizyonlar, yerel yayınlar kültür ve değerleri yaşatılabilmek için Avrupa’daki gibi devlet tarafından desteklenmelidir

 

Anadolu Medya Buluşmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gazetecilerin sorularını cevapladı. Program Türkiye genelinde yerel ve ulusal kanallarda Halk TV’den, CNN ve NTV’den ve yerel TV kanallarından canlı yayınlandı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na canlı yayında Anadolu Medyası adına soru soran 7 gazeteciden birisi Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Semra Şener oldu.

Öncelikle Aydın Gazeteciler Cemiyeti olarak tüm üyelerimiz, gazeteci meslektaşlarımız adına bu özel buluşma için hem size hem de bu organizasyonda emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.  Bu ilk defa yapılmış çok anlamlı bir organizasyon. Sorunlarımız çok büyük. Bunları bir platformda dile getirmek ve sorunlarımıza hep birlikte kafa kafaya vererek çözüm önerileri bulmaya çalışmak güzel bir adımdı. Kitaplaştırılacağı ve sonrasında bu sorunların çözümü aşamasında elimizde kaynak olacağını düşünerek  Aydın Gazeteciler Derneği olarak tüm bu çalıştaya tüm ilçe başkanlarımız ve gazeteci arkadaşlarımız ile birlikte katıldık ve sizlere tekrar teşekkür ediyorum. Dağlarından yağ, ovalarından bal akan efeler diyarı Aydından herkese selam olsun diye başlamak isterim.  Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin şöyle mühim bir özelliği vardır. Türkiye Gazeteciler Federasyonu genel başkanımız Sayın Yılmaz Karaca da aramızda. Bundan önceki cemiyet başkanımız Rahmetli Mustafa Çezik de Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun kurtulmasında ilk adımı atan kişidir. 1996 yılında ilk toplantı Aydın’da yapılmıştır. Federasyonun oluşması için ilk mihenk taşı atılmıştır. Bu anlamda Aydın medyanın sorunlarına çokça kafa yorar ve aydın bir kent olmamız sebebi ile de medyanın sorunları hakkında çözüm önerileri için sık sık arkadaşlarımızla da istişare ederiz.

Yerel gazetelerin yerel radyoların internet haber sitelerinin yerel televizyonların hepsinin tek tek ayrı ayrı sorunları var. Hepsi dile getirildi tekrar etmek istemiyorum. Önümüzde çok yakın bir zamanda bir seçim var. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu seçimi kazanması halinde yerel medya politikaları yerel radyo yayın politikaları neler olacak merak ediyorum. Radyoların telif hakları ile ilgili pek çok arkadaşımız tutuklu, pek çoğu yargılanma halinde telif hakları ödemez hallerde. Gazeteler de zor durumda. Gazetelerin yeni mevzuatla ayakta durabilmesi  çok zor, maliyetinin üç kat artmasına rağmen gelirlerinin üç kat gerilemesi gazetecileri çok zorlamıştır. Bir gazeteci gazetesini çıkartmak için çok büyük fedakârlıklar yapmaktadır. Yeni politikalara ihtiyacımız var. bu politikaları tüm medya kuruluşları adına çok merak ediyorum.

Semra Şener / Aydın Gazeteciler Cemiyeti  Başkanı.

 

Çalıştayda yaptığı konuşmada hayatı boyunca kendisiyle ilgili lehte veya aleyhte yorum yapan hiçbir gazeteciyi suçlamadığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, “Gazetecinin varlık nedeni halk adına gücü denetlemektir. Gazeteci, halk adına sorgulama yapar. Çağdaş demokrasilerde medya dördüncü güç olarak ortaya çıkar. Halkın gözü, kulağı, sesi, bir anlamda medyadır. Biz henüz Anayasamıza medyayı egemenlik hakkını kullanan dördüncü güç olarak yazdırmadık. Bunu teklif ettim, kabul etmediler.” ifadesini kullandı.

 

Güçler ayrılığı ilkesinin demokrasinin olmazsa olmazı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, yasama, yürütme ve yargıda büyük sorunlar yaşandığını, bunların çözülmesi gerektiğini bildirdi.

 

Medyanın halk adına gücü denetleyeceğini, gücü övemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, “Bir hata varsa medya hatayı toplumun önüne koyar. Kurallara aykırı, doğaya aykırı bir şey olursa bu bir haberdir. Şimdi gazeteciler haber yapamıyorlar, sorunumuz o. Olay görünüyor, tanığı olunuyor, haber yapılamıyor.” dedi.

 

“Medyayı dördüncü güç olarak görüyorum” Kılıçdaroğlu, Türkiye’de medyanın önemli bir güç olduğunu ve bunu her platformda dile getirdiğine değinerek, şöyle devam etti:

“Yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü güç olarak medyayı görüyorum. Anayasada medyayla ilgili hepimizin bir şekilde kabul edeceği çok güzel hükümler var. Basın hürdür ve sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. Yani basın özgürlüğünün önündeki bütün engelleri kaldırmak devletin görevidir. Anayasanın bu kadar açık hükmüne rağmen anayasa açıkça ihlal ediliyor. Böyle bir tablo içinde siz gerçekleri halka anlatma konusunda yetersiz kalıyorsunuz, güç kaybediyorsunuz. Medyanın güç kaybetmesi demokrasinin güç kaybetmesi, halkın sorunlarının siyasal otoriteye aktarılmaması, kanalların tıkanması demektir. Bunların mutlaka aşılması lazım.”

 

20 Temmuz’dan sonra gazetecilerin pasaport ve basın kartlarının iptal edildiğini öne süren Kılıçdaoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“20 Temmuz darbesinden sonra bugün geldiğimiz noktada 800 gazetecinin pasaportuna el konuldu. 800 gazetecinin sarı basın kartı iptal edildi. 173 medya kuruluşu kapatıldı. 3 bini aşkın gazeteci işsiz kaldı. 150 gazeteci cezaevinde hapiste. 54 gazetecinin mal varlıklarına el konuldu. Yani sivil ölüme terk edildi. Buna adalet, demokrasi denmez bu doğru değildir. Sokaktaki bir vatandaş olarak medya üzerinde olağanüstü baskı olduğunu gözlüyorum.

 

Medya patronunun eğer başka işi varsa adamı duman ediyorlar. Yasalara uygunmuş, uygun değilmiş hiç önemli değil, her türlü cezayı kesiyorlar. Patron sonunda gazeteleri satmak zorunda kalıyor. Mali cezalar var, sonunda hapis cezası tehditleri de var. RTÜK üzerinden baskılar kuruluyor. İktidarı eleştiriyorsanız cezaları var. Sendikalaşma engelleniyor. Basın İlan Kurumu üzerinde baskılar kuruluyor. Kamu bankalarının reklamları üzerinden medya üzerine baskılar kuruluyor.”

Bugün medyada gelinen noktanın iç açıcı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, medya sahiplerinin kendi güçleriyle, birikimleriyle değil atama yoluyla bunu elde ettiklerini, “çok kanal var” gibi görünse de içeriğinin tek kanal olduğunu iddia etti.

Ülkede 5 temel sorun bulunduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bunların demokrasi, eğitim, ekonomi, dış politika ve toplumsal barış olduğunu dile getirdi.