VİCDAN FELSEFESİ…

Vicdan kavramı günlük yaşamda sıklıkla kullandığımız bir kavramdır. Birkaç örnek verecek olursak: Vicdanlı, vicdansız, vicdan muhasebesi, vicdanın sesi, kamusal vicdan, vicdan azabı, vicdanına havale etmek, vicdanı sızlamak, vicdanı elvermek, vicdanı çürümek, elini vicdanına koymak, vicdan genişliği, eğitilmiş vicdan,  kullanılmayan vicdan, vicdan azabıyla yanıp tutuşmak, vicdanın körelmesi gibi… Bunun yanında atasözlerinde ve veciz sözlerde de vicdan kavramı önemli yer tutar.

Bunlardan da birkaç örnek vermek istiyorum.

  • Hayatta daima gerçekleri savun! Takdir eden olmazsa bile, vicdanına hesap vermekten kurtulursun. Che Guevera”
  • Vicdanı tertemizdi zira onu hiç kullanmamıştı! Stanislaw Lee
  • Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdanımızdır. H.z. Ömer
  • İradene hâkim ol fakat vicdanına esir ol. Aristoteles
  • Hiç bir suçlu kendi vicdanında beraat edemez. Juvenal
  • Kapanmayan tek yara vicdan yarasıdır. Publilius Cyrus
  • Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim. Tevfik Fikret
  • İnsanın kötü vicdanı trajediyi icad etti. Friedrich Hebbel
  • Vicdansız bilginin değeri yoktur. Alman
  • İyi bir vicdan sürekli bir kutlamadır. İngiltere
  • Bir sorunun iki cevabı varsa, o sorunun cevabı yoktur. Portekiz.
  • Açık bir vicdan sizi iyi bir havaya sokar. Danimarka
  • Vicdan insanın suçluluk duygusudur. Alman
  • Temiz bir vicdan kadar yumuşak yastık yoktur. Fransa

Vicdan üzerine düşünmek için, yukarıdaki sözlerden öncelikle kendimizi arındırmamız gerekiyor… Sorgulamanın yolunu açabilmek için önce vicdan üzerine sorular soralım:

*Vicdan nedir, bir tanıma sığar mı? *Vicdan içe bakış olarak öznel midir? * Vicdanı besleyen kaynaklar nelerdir. * Vicdan bir eylem midir?  * Vicdan özgür müdür?  * Vicdan nasıl oluşuyor? *Vicdan duygusu doğuştan mıdır? *Empati – vicdan ilişkisi nedir? *Bireysel vicdan – kamusal vicdan ilişkisi? *Vicdan Tanrının tatlı bir fısıltısı mıdır? *Vicdan kişinin iç pusulası mıdır? *Vicdan: Davranış mı, bilgi mi, sezgimi, yeti mi, içe yönelme mi ya da bir duygu mudur? *İnsan insanın kurdu mudur? *Eğitim ve vicdan ilişkisi nedir? *Vicdan insanın suçluluk duygusu mudur? *Hayvanlarda vicdan duygusu var mıdır? Bu soruları istediğimiz kadar çoğaltabiliriz…

Elbette yukarıdaki tüm sorulara yanıt verebilmek olanaksızdır. Bilimsel veriler, mevcut bilgilerimiz bu soruları yanıtlayabilmek için yetersizdir. Asıl sorun, vicdanın nasıl oluştuğu ve ne(re)lerden beslendiğidir. Toplumun kalıp yargıları, önyargıları, örfleri, töreleri ve resmi anlayışla verilen eğitimlerin vicdana olumlu veya olumsuz katkıları nedir? Vicdan tüm bunlardan bağımsız mıdır? Eğer vicdan duygusu babamızın, annemizin dedemizin, ninemizin bize öğrettiklerinden ve çeşitli eğitim kaynaklarından besleniyorsa; vicdan duygusu kişiden kişiye, toplumdan topluma değişiyor mu demektir. Bu arada karşımıza yeni yeni sorular da ortaya çıkıyor. Eğitilmiş vicdan ve insanlar arasındaki vicdan farklılıkları… Bir Türk’ün vicdani duygusuyla, Alman’ın, Arap’ın duygusu aynı olabilir mi veya olmayabilir mi? Bırakalım uygarlıkları kişiler arasında da vicdani duygu farklılıkları olmaz mı? İnsanoğlu doğası gereği iyi midir? Hemen “iyi nedir” diye sorabiliriz. Bizim iyi bulduklarımızı başkaları veya başka kültürler iyi bulmayabilir.

Hobbes’in dediği gibi insan insanın kurdu mudur? İnsan doğası gereği kötü müdür? İnsan insanın kurdu olmasaydı, doğası gereği iyi olsaydı savaşlar yaşanmazdı, insanlar açlıktan susuzluktan ölmezdi diye düşünebilir miyiz… İkinci dünya savaşında Enola Gay uçağıyla Hiroşima’ya bomba atan pilot, 92 yaşında öldü. O tarihten sonra 60 yıl yaşadı ve verdiği her röportajda vicdanının çok rahat olduğunu söyledi. Pilot’un vicdanının rahat olması öğretilmiş cehalet gibi öğretilmiş vicdan duygusu mudur ?..

***

Bir yerlerde var olduğuna inandığımız veya inanmak istediğimiz vicdan duygusunun dinlerle örtüşen veya örtüşmeyen yanlarını da sorgulamamız gerekir. Başkalarını kâfir dinsiz görerek onlara karşı bir cihada girişerek öldürmek vicdani bir duygu mudur? Kendisinden, kendi dininden olmayanı dışlamak vicdani bir duygu mudur? Haçlı seferleri ve din adına-ganimet için de- yapılan İslam Fetihleri vicdani miydi? Adamın biri, Mevlana’ya: “Sen Hıristiyanlara bile kucak açıyorsun, Yahudilerle bir araya geliyorsun; günah işleyenlere dahi “gel” diyorsun, sarhoşlara el uzatıyorsun… Böyle yapmakla İslam’ın onurunu iki paralık ediyor, dinin izzetine dokunuyorsun. Sen zındığın tekisin, seni Cehennem bile kabul etmez!” diyerek hakarette bulunur. Hazreti Mevlânâ ona sadece: “Sen de gel, sana da bağrımı açıyorum!” demekle yetinir.  Bugün Dünyamızda din adına yapıldığı söylenen terör eylemleri kaynağını dinden mi alıyor. Alıyorsa dinle vicdan birbiriyle çelişiyor mu? Elbette, din-vicdan ilişkisi konusundaki soruların yanıtını  din konusunda uzman felsefeciler verebilirler.

***

Freud dediğimiz zaman hemen aklımıza id- ego ve süperego geliyor. Alt benlik dediğimiz “id” sürekli bir hazzın peşindedir ne olursa olsun bunu elde etmenin peşindedir. Süpereogo ise “id’i”- altbenliği- frenlemeye, ölçüye davet eden ve engellemeye çalışan bir benliktir. Süperego kısmen de olsa  bir ölçüde vicdan gibi midir… Ego ise id ile süperego dengesini sağlayan benlik gibi gözüküyor. Kişilerin karakterlerine yapılarına göre bu benlikler de farklılıklar olabilir mi. Bazı insanlar hep “id” döneminde kalabilirler, Hazları ihtiyaçları uğruna her türlü vicdansızlığı yapabilirler.  Görüldüğü gibi vicdan ve vicdansızlığın temeli benliğimize bağlı gibi görünüyor. Eğitimle tüm bunlar- (hemen hangi eğitim sorusu karşımız çıkabilir…) değişebilir mi? “İd”(altbenlik) karnım aç ve param yok çalmam lazım der. EGO: Çalmazsan iyi olur, başkasından ödünç iste, çalarsan da dikkatli ol der. SÜPEREGO: Ne yapıyorsun, ayıp diye birşey var, sakın ha yapma der. Görüldüğü gibi fizyolojik ihtiyaçlar insanın düşünme yetisine, iradesine, benliğine etki ediyor. Dolayısıyla vicdan devre dışı kalabiliyor gibi…

Sırada vicdan- cüzdan ilişkisi var.  İspanyollar: Ahlak ile para aynı çuvala girmez” derler. Vicdan para ile değişime uğrayıp cüzdana doğru kayar mı ?

Vicdan- insaf ilişkisi nasıldır. Bazılarının dediği gibi insaf vicdanın yarısı mıdır ?

Görüldüğü gibi vicdanı tanımlayamadık. Sadece yanıtını bulamadığımız sorular sorduk. Kimse kimsenin vicdanına terk edilebilir mi? O halde çağdaş yasalar ve koruyucu unsurlar anlamını yorumlayamadığımız vicdanın önünde midir?

Vicdan üzerine bir sorgulama denemesi yaptık…Siz de sorgulayın…Soktates’in dediği gibi sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez…

Erdoğan Şahin