Basına Özel Günler

BASINA ÖZEL GÜNLER

10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ

 

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü

24 Temmuz Sansürün Kaldırılması ve Basın Bayramı;

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.

 

Türk basın tarihine ‘Dokuz patron olayı’ olarak geçen ve gazetecilerin haklarının ilk kez yasal güvence altına alındığı gün 10 Ocak 1961’dir.  10 Ocak 1961 sabahı, gazetelerini ellerine alan okuyucular, “Gazetemizi 3 Gün Kapatıyoruz” başlığıyla ve altında da dokuz gazete patronunun ortak bildirisi ile karşılaştılar.  4 Ocak 1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarına önemli iyileştirmeler getiren ve sosyal haklarını güvence altına alan 212 sayılı yasanın kabul edilmesi ve 10 Ocak 1961 günü Resmi Gazetede yayınlanması üzerine 9 gazete sahibi (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul, Yeni Sabah), yasayı protesto etmek için 3 gün süresince gazeteleri yayımlamama kararı aldılar.

Babıâli’de ‘Dokuz Patron Olayı’ olarak anılan bu gelişme karşısında, gazetecilerde 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla, İstanbul Gazeteciler Sendikası binası önünde toplanarak, valiliğe kadar yürüdüler. Gazeteciler Sendikası da aynı gün yaptığı toplantıda, patronların üç günlük boykotları süresinde, ‘Basın’ adlı bir gazete yayınlama kararı alarak, 11, 12, 13 Ocak 1961 tarihlerinde kendi gazetelerini çıkardılar. İşte o tarihten sonra 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlandı.  Yalnız 12 Mart 1971 askeri müdahalesinden sonra çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak tarihi, “Bayram “olmaktan çıkarıldı ve “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak anılmaya başlandı.

Normal şartlar altında, toplumun kendisini ilgilendiren konularda tarafsız bir şekilde bilgiye erişmesi ve siyasetçilerin denetlenebilir bir konumda tutulmasında önemli bir rolü olan gazetecilik mesleği, icra edilmesi giderek zorlaşan bir yapıda.

Freedom House her yıl düzenli olarak yaptığı basın özgürlüğü analizlerine dayanarak, 2016 yılının tüm dünyada basın özgürlüğü açısından son 13 yılın en kötü dönemi olduğunu ortaya koyuyor. Dünya nüfusunun sadece %13’ü ülkelerinde özgür basının tadını çıkarabilirken, bu sorunlu durumun en büyük cefasını ise gazeteciler çekiyor. Gazeteciler bir yandan mesleklerini icra edebilecekleri, güvenceli bir iş bulmakta dahi zorlanırken, diğer taraftan mesleklerinin vicdani yükü altında ezilmeden bireysel özgürlüklerine sahip çıkmaya çalışıyorlar.

1961’den bu yana 10 Ocak günleri “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak anılıyor. 4 Ocak 1961’de kabul edilen “212 Sayılı Kanun” ile çalışan gazetecilere bir takım yasal güvenceler sağlanması vesilesiyle ortaya çıkan bu önemli gün, sadece Türkiye’de kutlanıyor.

 

Türkiye’de gazetecilik mesleğinin temel sorunlarını ortaya koyan veriler günümüzde hiç de iç açıcı değil.

 

Günümüzde endüstriyel medya kulübündeki grupların çalışanları arasında 212’li olanların oranı yüzde 10’un bile altında kalıyor.

Gazete ve televizyon kanallarında çalışan binlerce gazetecinin ezici çoğunluğu ne 212’li ne de Basın Kartı sahibi.

Sektörün yeni istihdam alanı olan internet medyası ise 212 bir yana hala uygulanabilir gerçek bir yasal zemine sahip değil.

TÜİK verileri, 2014 yılında gazetecilik ve enformasyon bölümlerinden mezun olanlar arasında işsizlik oranının %29,2’ye çıktığını gösteriyor. Mezun olunan alana göre işsizlik oranları incelendiği zaman, gazetecilik bölümünün genellikle en yüksek işsizlik oranına sahip birkaç alandan birisi olduğu göze çarpıyor. Günümüzde Gazetecilik Bölümü mezunları iş bulma konusunda gerçekten zor durumdalar.

24 TEMMUZ SANSÜRÜN KALDIRILMASI

   Osmanlı’nın özellikle son zamanlarında çıkan gazeteler sansür memurlarının kontrol ve denetiminden geçtikten sonra yayınlanıyordu. 24 Temmuz 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra bu uygulamaya son verilmesi günümüzde “sansürün kaldırılması” olarak adlandırılmaktadır. Bunun için de 24 Temmuz tarihi, Gazeteciler ve Basın Bayramı olarak kutlanmaktadır. Ülkelerin gelişiminde çok önemli bir yere sahip olan basının, halkı bilgilendirme, bilinçlendirme, kamuoyunda gerekli hassasiyetleri oluşturma gibi çok önemli işlevleri bulunuyor. Bu nedenle çağdaş ve demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olan basın, kamuoyuna tarafsız, doğru ve hızlı biçimde bilgi ve haber vererek, toplumu aydınlatıp, meslek ilkelerine, kişilik haklarına saygı çerçevesinde çalışmalarını sürdürmelidir. Bu çalışmaların sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi “İletişim özgürlüğü” ile mümkündür. Şüphesiz “İletişim özgürlüğü” şeffaf yönetim anlayışının da temel yapı taşlarındandır.

Basının meslek ilkeleri doğrultusunda ilkeli, tarafsız, sorumlu ve bilinçli gazetecilik anlayışıyla yapılan çalışmalarının devamını dileyerek, bu çalışmaların her zaman özgür, sansürsüz bir ortamda yürütülmesini temenni ediyoruz. Unutulmamalıdır ki düşünce ve ifade özgürlüğü en önemli haklarımızdandır, fikirlerin sansürsüz bir ortamda özgürce dile getirilmesi gelişime atılan adımları kolaylaştıracaktır.

Dünyada basın özgür mü?

Basın özgürlüğü son yıllarda dünya genelinde de büyük yara aldı. Washington merkezli düşünce kuruluşu Freedom House’un “Basın Özgürlüğü 2017” raporuna göre, dünyada basın özgürlüğü küresel olarak son 13 yılın en düşük seviyesine indi.

Dünya nüfusunun sadece yüzde 13’ünün özgür basın olan bir ülkede yaşadığına dikkat çekilen raporun son 10 sırasında Türkmenistan, Kuzey Kore, Özbekistan, Eritre, Kırım, Ekvator Ginesi, Küba, Suriye, İran ve Azerbaycan yer aldı.

Raporda basın özgürlüğünün en çok gerilediği ülkeler arasında Polonya, Türkiye, Burundi, Macaristan, Bolivya, Sırbistan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti sayıldı.

Geçen sene Angola, Orta Afrika Cumhuriyeti, Irak ve Umman ile birlikte 156’ncı sırada yer alan Türkiye, bu yıl ise 199 ülke arasında Brunei ile 163 ve 164’üncü sıraları paylaştı. Basının en özgür olduğu ülke Norveç olurken, bu ülkeyi Hollanda ve İsveç izledi.

 

 

 

E- Bülten

    Sosyal IDEA

    Bizi takip edip yalnız bırakmayan siz değerli okuyucularımıza teşekkür ederiz.