İki yakası bir araya gelemeyen sevda

İki yakası bir araya gelemeyen sevda

Karşı kıyıda doğan aşkın çiçeği: Zakkum

Yazı ve Fotoğraflar: Hüsnü Okumuş
Yazı ve Fotoğraflar:
Hüsnü Okumuş

Ege’nin iki yakası arasında esen rüzgarlar, kimi zaman güzelliklere, mutlu öykülere sahne olurken, kimi zaman da dramatik, hatta trajik olaylarla yürekleri dağlar, gözyaşlarını deniz sularına karıştırır. Hero ile Leandros’un aşkı bu ikinciye bir örnek oluşturur. Abydos, Anadolu’nun Ege kıyılarında bir kenttir. Burada Leandros adında yakışıklı bir genç yaşar. Sestos ise karşı kıyıda. Orada da Aşk ve Güzelik Tanrıçası Afrodit’e (Roma mitolojisinde Venüs) adanmış bir tapınakta, tanrıçaları kıskandıracak güzellikteki Hero, rahibelik yapar. Tarih boyunca bir araya gelemeyen, birbirine karşıdan bakan iki kıyıda filizlenen aşkın kahramanlarıdır onlar. Leandros ile Hero’nun yolu, Afrodit adına düzenlenen bir şenlikte kesişir. Törende her iki yakanın delikanlıları güçlerini ve cesaretlerini sergilemek üzere alanda toplanır. Bu sırada, Anadolu tarafından yüzerek gelen ve törene katılan Leandros’un gözleri Hero’nun bakışlarıyla buluşur. İkisinin de yüreğine bir ateş düşer. Ne var ki, Afrodit’in aşkı yasakladığı genç kızlardan biri olan Hero, korku içinde kalır, ne yapacağını bilemez. İlk heyecan dağılınca konuşurlar, duygularını aktarırlar, söyleşirler, gizlice buluşma üzerine sözleşirler ve ayrılırlar. İlk göz göze gelmeyi izleyen günlerde, aralarında uzun bir yol oluşturan deniz suyunu kulaçlamaya başlayan genç adam, bu yolculuğu her gece yineler. Hero’nun işi gücü ise karanlıklara aldırmadan kendisine gelen sevgilisinin yolunu gözlemektir. Bir yandan delikanlıya sunmak üzere gündüz topladığı çiçekleri göğsüne bastırır, diğer yandan elindeki meşaleyle Leandros’un nereye çıkacağının işaretini verir.

1745 ile 1809 yılları arasında yaşayan Fransız Ressam Jean Joseph Taillasson’un tablosunda Hero sevgilisi Leander’e gözyaşı döküyor.
1745 ile 1809 yılları arasında yaşayan Fransız Ressam Jean Joseph Taillasson’un
tablosunda Hero sevgilisi Leander’e gözyaşı döküyor.

ÖZLEM BÜYÜK, KAVUŞMAK ZOR

Ama Hero için yol gözlemek öyle zordur, zamanı aşmak öyle olanaksızdır ki, buluşmalar bir gün aksasa dertlenir, kahrolur. İçini döker delikanlıya bir kavuşmada:

“Sen avlanırsın, at sürersin, güreş tutarsın. Şarap içer eğlenirsin belki de dostlarınla. Oyalanırsın, zamanın eziyetini yaşamazsın. Ya ben nasıl bekleyeyim gelişini?  Kumlardaki ayak izlerini okşamak, sana sunacağım çiçekleri toplamak sabırsızlanmamı bastırmıyor.”

Genç adam teselli etmeye çalışır sevdiğini:
“Bu dediklerinin hiç biri, günboyu seni düşünmemin, senin için yaşamamın yanında yer tutmaz. Gündüzler öyle uzun gelir ki, akşam olup yola çıkamamanın, çıksam da sana ulaşamamanın korkusu sarar içimi.”
“Yalvarırım kendini kolla, kavuşmamızı engelleyecek bir tehlikeye kapılma. Dalgalara, fırtınalara teslim olma.”
“Elinde tuttuğun meşale say ki senin gözlerin. Onların ışığı parlayıp yolumu aydınlattıkça hiçbir şey durduramaz beni.
”Hep bir kaygı vardır Hero’nun içinde. Ya bu sevgi bitiverirse, bu birliktelik acı bir olayla yarıda kalırsa. Bir sert rüzgar, çıldırmış dalgalar, dondurucu soğuk dünyalarını karartıverirse.

Oluşumunda zehir bulunduğu için ona “zıkkım”, “ağıçalısı”, “cehennemçiçeği” gibi yakıştırma adlar verilir. Ama zakkum bitkisi bilimin hizmetine girdiğinde insan sağlığına yararı yadsınamaz.
Oluşumunda zehir bulunduğu için ona “zıkkım”, “ağıçalısı”, “cehennemçiçeği” gibi yakıştırma adlar verilir. Ama zakkum bitkisi bilimin hizmetine girdiğinde insan sağlığına yararı yadsınamaz.

Buluşmalar, söyleşmeler, sevişmeler sürüp gider. Ama kaygı, endişe yakalarını bir türlü bırakmaz. Okunmuş destan, dinlenmiş masal mıdır yaşadıkları? Sonu belli midir? Hero hiç bıkmadan, yorulmadan Sestos kıyısındaki yamaçlarda, denizi tepeden gören kayalıklara yaslanmış kulübesinin önünde, sönmesinden endişelenerek rüzgardan koruduğu meşalesiyle yorgun, bitkin bekleyişini sürdürür.

ÇİÇEKLER CANSIZ, MEŞALE IŞIKSIZ

Korkulan gelir bir gece başlarına. Leandros hazırlığını yapıp kendini sulara bırakır. Hızla kulaç atmaya başlar. Bugüne dek hiç yaşamadığı bir şeyler olur o gece. Dolunayla ışıyan deniz, başlayan rüzgar ve kurşun renkli bulutlarla aydınlığını yitiriverir. Onca zamandır yüzdüğü halde, kendine yol gösteren meşalenin ışığını da göremez çevrede. Demek ki Sestos kıyıları çok uzakta. Dönse geldiği yere doğru, Abydos ulaşılası değil.
Yere göğe sığmayan dalgalar karanlığı dövmeye başlar. Kudurdukça kudurur sular. Karardıkça kararır deniz ve gözleri. Gövdesi sürüklenir bilinmezliğe doğru, bazen bir dalganın sırtında bazen de suyun altında. Yıldırımlar, gökgürültüleri, suyun yüzüne çıktığında suratına kırbaç gibi inen yağmur, dayanılası gibi değildir. Kulaçları suyu yaramaz, ilerleyemez delikanlı, sevdiğine varamaz. Gücü azalır, bedenini buz soğukluğu sarar giderek. Kollarına, bacaklarına söz geçiremez Leandros.

17’nci üzyılda yaşayan İtalyan Barok Ressam Salvator Rosa’nın fırçasından, Leander’in yasını tutan Hero ve arkadaşları.
17’nci üzyılda yaşayan İtalyan Barok Ressam Salvator Rosa’nın fırçasından,
Leander’in yasını tutan Hero ve arkadaşları.

Sabah yaklaşır, tanyerinin kızıllığı ağarmaya dönüşür. Rüzgar ve deniz uykuya dalmak üzeredir. Bütün olup bitenler sanki hiç yaşanmamış gibi uğultulu kayalar, yiyecek kapışan martıların susmak bilmeyen çığlıklarıyla şenliğe durmuştur. Genç kız endişeli, kaygılı. Leandros bu, bilir sevgilisinin söz dinlemeyen yüreğini. Soluk alıp verdikçe yolundan dönmez.Kıyıda bir görüntü vardır. Elinde, boynunu bükmüş çiçekler ve ışığı yok olmuş meşalesiyle kayaların başından atlarcasına kumsala iner Hero. Gördükleriyle dona kalır. Gece boyunca yolunu gözlediği sevgilisi, kumların üzerinde boylu boyunca uzanmaktadır. Yaşadığına dair hiçbir belirti yoktur. Delikanlının cansız bedenine sarılıp gözyaşı döker. Elindeki çiçekleri, sanki onu ısıtacak bir yorgan gibi üzerine serer. Sonsuz uykuya yolcular sevdiğini.

İşte o çiçekler literatüre “oleander” olarak geçen, bizdeki adıyla “zakkum”dur ve iki yakası biraraya gelmeyen sevdayı simgeler.

Konular

E- Bülten

    Sosyal IDEA

    Bizi takip edip yalnız bırakmayan siz değerli okuyucularımıza teşekkür ederiz.