Babalık Psikolojisi ‘ Türkiye’de Baba Olmak’ Özgür Özkaya Mercan – Psikolojik Danışman

Babalık Psikolojisi ‘ Türkiye’de Baba Olmak’ Özgür Özkaya Mercan – Psikolojik Danışman

“Babaaa baaak ne yaptim.”

Eğer bir çocuk sahibiyseniz bu cümleyi okurken, yüzünüzde bir tebessüm, kalbinizde sıcacık bir yumuşama, kulaklarınızda ise kendi çocuğunuzun ses tonuyla bu cümleyi duymuş olmalısınız.

 

Konumuz “Babalar ve Oğullar” arasındaki ilişki yapısı, iletişimi, davranışların altında yatan duyguları irdelemek olsa da aslında

öncelikle ele almamız gereken konudur

 

 “Türkiye’ de Baba Olmak”

Medyada uzmanların dilinden çok duyarız ebeveyn-çocuk ilişkisini. Genel olarak anne-kız, anne-oğul, baba-kız ilişkileri üzerine bolca örnekler verilir, uygun davranış şekilleri anlatılır. Maalesef ki gerek uzmanlardan gerekse medyadan üvey evlat muamelesi görür baba-oğul ilişkisi. Belki de irdelendikçe başka mevzulara kapı aralayacağı içindir. Bilinmez…

“Oğlum hakkını helal et”

Zihnimize çok tanıdık gelen bu söz en acı olarak bir madencinin, ölümün o soğuk nefesini hissettiği o zorlu anında,baretinden yansıyan ışıkla,  kâğıt parçasına bu cümleleri yazmasıyla çıktı karşımıza. Madencinin son anlarında neydi ona bu cümleyi yazdıran?

Kim bilir ne yaşamışlar ya da yaşamamışlar belki de yaşayamamışlardı. Konuşulmamış, paylaşılamamış anlar, duygular mı biriktirmişlerdi?

Yaşadığımız kültürdeki  “erkeklik” algısıyla “babalık” arasında sıkışmıştı belki. Belki  “Erkeklik” üzerine söylenen; sert, katı, otoriter, aşılmaz olan birçok değeri yüklemişti sırtına.  Belki de yapamadıklarının, yaşayamadıklarının kısa bir cümlesiydi bu son söz.

Oğullar babalarını küçük yaştan itibaren – özellikle kişilik gelişimleri sırasında- çok iyi gözlemler. Oturuşunu, kalkışını, yürümesini, yemek yemesini, tıraş olmasını, konuşmasını, mimiklerini nasıl kullandığını, hobilerini, beğenilerini, herhangi bir problemle karşılaştıklarındaki tepkilerini, yaşamlarını ne ile doldurduklarını, çevresiyle nasıl iletişim kurduğunu ve devam ettirdiğini, çevreye, olaylara bakış açısını…..

Kısacası baba her şeyiyle oğul tarafından mercek altındadır.-

Çok hızlı olmasa da babanın aile içindeki konumu ve yeri, günümüze gelene kadar bir hayli değişmiştir. Sosyal değişimlerle beraber çekirdek ailelerdeki artış, kadının çalışma hayatına aktif katılımı, geleneksel aile modeli yerine demokratik aile modelinin tercih edilmesi bu geçişin sebeplerindendir. Otoriter, kural koyan, evin maddi geçimi dışında evde, başka hiçbir sorumluluk üstlenmeyen, kendi çocuğunun bakımını tamamiyle anneye bırakıp sadece çocuklarının güvenliğinden (?) sorumlu olan bir rolden çıkıp demokratik bir düzeye geçiş yapmıştır. Günümüzde adını sıkça duymaya başladığımız “ilgili babalık” “geleneksel babalık” tan ciddi anlamda farklıdır.

İlgili babalıkta, baba çocuğunun bakım ve gelişiminden anne kadar sorumludur.

Çocuğun sağlıklı gelişimi için ortam ve fırsatlar sağladığı gibi, çocukla karşılıklı ve yakın ilişki kurar. Çocuğunu dinler, destekler.

Duyguların dile getirilmediği, çocuğun evde söz sahibi olmadığı, çatışmalı, çocuğun olumlu davranışlarından çok hatalarının ön plana çıkarıldığı, geleneksel “erkeklik” algısıyla büyüyen babaların, kendi duygularını çocuklarına aktarmakta zorlandıkları görülmektedir. Bu tip babaların çocuklarıyla iletişimlerini güçlendirmek, onların özgüvenlerini arttırmak için bilinçli bir çaba göstermeleri gerekir.  Babasıyla ilişkisi dengeli ve sağlıklı olan oğlan çocuğu ise “baba gibi olma” heves ve arzusuyla hareket eder ve bu durumun çocuğun bilişsel, sosyal ve dil gelişimine katkısı son derece büyüktür.  Özellikle cinsel gelişimin ön plana çıktığı 3-6 yaşları arasında yapılan bazı yanlışlar (sünnet ettirme, cinsel organını koparmakla, kesmekle ya da övmekle ilgili şakalar ve konuşmalar yapılması) çocuğun bu yaştaki korku ve kaygılarını arttırır. Tam da bu zamanda babasıyla kurduğu bağ ve iletişim ne kadar zayıfsa bu korkular büyür ve çocukta kalıcı hale gelir.

 

Bazı babalar, oğullarının (geleneksel cümlelerle) zayıf, güçsüz, çelimsiz, tepkisiz olmama ve son derece cinsiyetçi bir söylem olan “ağlak bir oğlan” yetiştirme kaygılarına karşı çocuğa gösterdiği tepkiler Örn: Kız gibi yürüme, erkekler ağlamaz (maalesef ki toplumumuzda zayıf ve olumsuz cümleler kızlara, güçlü ve otoriter cümleler erkeklere mal edilmiştir.) gibi cümlelerle büyüyen çocukların kendilerine olan güvensizlikleri pekişmektedir.

 

Araştırmalar babanın ihmalkârlığının, yokluğunun ya da çocuğun hayatında etkin olmamasının çocuğun kişisel, sosyal, cinsel gelişiminde olumsuz etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Bu da oğulların küçük yaştan itibaren babalarına duydukları karşılıksız güven, hayranlık, sınırsız affediciliğin çocuk büyüdükçe, babanın çabası yoksa eğer ortadan kalktığını gösterir. Doğuştan itibaren çocuğun babaya verdiği bu sınırsız açık çek zamanla tüm kredisini bitirmektedir.

 

Ülkemizde yapılan Babalık Belirleyici Raporlarına göre babaların %35 inin çocuklarının okul etkinliklerine ya hiç katılmadıkları ya da çok nadir katıldıkları sonucunu ortaya çıkarmış. Oysa ki babalar; çocuklarının hayatlarına dokundukça özellikle  babanın çocuğunun okul etkinliklerine ilgisi arttıkça , çocuklarının davranışlarını kontrol edebildikleri, onların problem çözme becerilerini arttırdıkları, okulda daha başarılı ve uyumlu bireyler oldukları, kendi akranlarıyla yaşıtlarına göre daha olumlu ilişkiler kurdukları görülmektedir.

Buraya kadar yazımıza babalar ve oğullar üzerinden gittik fakat bitirirken cinsiyet ayrımı yapmadan ebeveyn olarak kızlarımıza ve oğullarımıza nasıl davranmamız gerektiği üzerinden birkaç öneri sunarak sonuçlandıralım.

Kadın cinayetlerinin, çocuk taciz ve istismarının yoğun olarak yaşandığı şu yıllarda, biliyoruz ki bu noktaya  öyle birdenbire gelmedik. Her şey bir tohumun büyümesi gibi adım adım zamanla gerçekleşti. Aile ortamı, çocuğun yetiştiriliş tarzı, aldığı kültür, ona öğretilen değerler küçük yaştan itibaren oluşur ve  çocuğun çevresiyle birlikte gelişir. Çocuk, kendisinin ve karşı cinsin bedenini tanıması, sınırlarını bilmesi, cinsel ahlakının oluşması ancak anne babanın küçük yaştan itibaren çocuğuyla, yaşına uygun cümleler kurarak anlatmasıyla mümkündür. Babaların bu konuda özellikle oğullarıyla kurduğu ilişki son derece önemlidir.

İnsanın kendini güvende hissetmesi en temel ihtiyaçlardan bir tanesidir. Özellikle çocukluk döneminde ve sonrasında çocuğun bu temel duyguyu her zaman hissetmesi, bunun çocuğa hissettirilmesi gerekir. Bu yüzden ebeveyn tarafından verilen sözler tutarlı olmalı, yerine getirilmeli ki çocuk da güven duygusu oluşsun, her daim pekişsin.

 

Ebeveynlerin yapmaları gereken en temel noktalardan bir tanesi de çocuklarıyla iyi bir iletişim kurmak olmalıdır. Yargılamadan, suçlamadan,  onların yanlarında olduklarını hissettirmeliler. Her ailenin yaşam tarzı, iletişim şekli ve imkânları farklıdır. Etraftan söylenen sözler, gereklilikler, kalıp cümlelerden uzaklaşarak, kendi ortak paydalarınızı, aktivitelerinizi bulup doğal ebeveyn olmaya çalışmalısınız.

 

Oyun Oynayın….Oğullarıyla oyun oynayan babaların, kendi yaşamlarında daha tatminkâr olduğu, oğullarının ise sosyal ortamlarda daha girişken ve cesur oldukları tespit edilmiş. Kimi babalar kendi çocukluklarında oyun oynayarak büyümüş olmalarına rağmen,  çocuklarıyla oyun oynayamadıklarını, oyun üretmekte zorlandıklarını söyler. Beraber yapılan bir resim, arada gidilen saç tıraşı, beraberce köşedeki fırından alınan bir ekmek ya da keyifle yenen bir yemek vb. çocuğunu hayata hazırlama ve aradaki bağı kuvvetlendirme adına son derece kıymetlidir.

Hayattaki hiçbir deneyim bir çocuğun ailesinin içinde edindiği deneyimler kadar derinlere uzanan etkisi olmaz. Sizin için ister küçük ister büyük olsun dünyaya çocuğunuzun gözlerinden bakmaya çalışın ve birlikte yapmaktan keyif aldığınız ortak noktalarınız çok olsun.

 

Kaynakça: Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)

“ İlk İş Babalık Araştırması”